Hayat bizim gibilere , ders vermeden geçirtmeyecek gibi . Zamana bakıyorum daa insan kendini değiştirmeden çevreye uyumlu olamıyor . Baskılıyan , yada kafalarda ki bizden değilsin silmeden ortama karışamıyorsun . Bakıyorum da , toprak kokan bizler , yeryüzüne uyum sağlayamıyoruz . Her gün her hafta , ay , yıl vs .. geçen baharı , son baharı , kışı , ilk baharı görmezden geliyoruz . Kendimizi o kadar kaptırıyouz ki rolümüze , kırışan tenimizle kendimize geliyor . Bakışlarımız o biçim , kendimi hep bir gün eskiden uyandığım sabaha döndürmek isterken buluyorum . Kuşların şakıdığı ve o mis gibi limon kokulu sımsıcak sabaha geri döndüren anıya dolanırken buluyorum . Hayatımızın sonbaharı neden hep ciddiyetle geçsin , zaten sevdiklerimiz göç etmiş gitmişler , geridekiler ise kendi alemlerine kendi dünyalarında hayatın peşinde koşuyorlar. Kendimizi birilerine kanıtlamak neden . Aslında kanıtlama değilde nefsimizin doyumsuzluğundan çalış çalış bitmiyor , bu döngü . Baksanıza döngü yazdıracak şeyleri bile söndürüyor . Hayatın bize verdikleriyle yetinmesini bir bilebilsek , belki bu kadar yıpranmayacaktık . Sevdiğimiz sandığımız şeylerin aslında göründüğü gibi olmadığını biraz geç öğreniyoruz .